playlist

20 Aralık 2012 Perşembe



artık masallar yok
artık herkes kötü kalpli soytarıları seviyor
ay dede eskisi kadar masum değil
hikayelerin mutlu sonlarına inanan insanlar kalmadı,

diye düşünmek çok acı.




slow down



eğer canım çok sıkkınsa,otobanda kırmızı bir vosvos olduğumu hayal ederim.yolun tam ortasında seyreden,hızını keyfine göre değiştiren,etrafında başka vosvoslar olmadığından,yolun kendine ait olduğunu düşünen,kırmızı bir vosvos.




7 Aralık 2012 Cuma

ilk gözağrısı



tanrının bile sustuğu saatlerdeyiz:05:08
ve bir tanrı asla yalnız değildir.ben de yalnız değilim.sadece eksiğim.kafamın içinde çocukluktan kalma sorular varken,nasıl yalnız olabilirim ki?mesela ilk okuduğum kitabın ilk cümlesinden bahsetmek isterim sana.

kitabın adı yedi yaşında bir kız çocuğuna göre fazla ilgi çekiciydi:küçük kara balık.
hediye olarak gelmişti kız çocuğuna,okumayı sökme hediyesi.kitap eskiydi.zamanında birisi pastel boyayla resim yapmıştı sayfanın köşesine.resmi yapanın sarışın,sekiz yaşında bir kız çocuğu olduğunu hayal etti hep.yedi yaşındaki bir kız çocuğu için sarışın olmak büyük arzuydu çünkü.
o kitap kızın eline geçtiği gün,sanki evrendeki her şey kızın kitabı okuması için hazırlık yapıyordu.
ebeveynleri televizyonun sesini kısmıştı,erkek kardeşi uyumuştu,ertesi gün okula götürmesi gereken bir ödevi yoktu ve kitap eline geçtiği gün,annesi ona en sevdiği kekten yapmıştı.aynı odayı paylaştığı kardeşi de uyuduğuna göre bu fırsatı değerlendirip kitabına başlayabilirdi.önce ağzı yüzü olan bir balık resmi gördü doğal olarak.bunu garipsemedi fakat balığın üzerinde kemere benzeyen bir şey ve onun ucunda da bir hançer vardı.bunu çok garipsemişti.yıllar sonra o hançer hakkında düşüneceğini bilmeden,resme bakıyordu.hayatında eline aldığı ilk kitap,bitsin istemiyordu.harflerin kelime,kelimelerin cümle olduğunu zaten daha yeni yeni öğrenmemişmiydi.kitaptan ziyade bu oluşum o'na çok büyülü gelmişti.zaten yazarın soyadını bile doğru düzdün telaffuz edemiyordu.bahrangi ile behrangi arasında gidip geliyordu.yazarın iran asıllı olduğunu,o yüzden kendisinin ve arkadaşlarının soyadlarına benzemediğini ve bunun gibi şeyleri düşünürken 'bi sigara' yakacağını yıllar sonra öğrenecekti.biraz sonra kitabın ilk cümlesini okuduğunda moralinin bozulacağını bilmeden sayfaları çeviriyordu.bölüm 1 : ''üçüncü cemrenin suya düştüğü günün akşamıydı.''
cemre neydi?sıra arkadaşının ismi cemreydi ama cemre suya düşemezdi ki,hem yaşadıkları yerde deniz bile yoktu.
üçüncü ne demekti ki?eğer bu cemre olan şey,eğer sıra arkadaşı olan cemre değilse,en az üç tane vardı o şeyden.
peki ya asıl üçüncü cemrenin suya düşmesi ne demekti?her şey çok karmaşık bir hal almıştı.defalarca okusa dahi aklında hiç bir şey canlanmıyordu.hem de hiç bir şey,büyük bir boşluk.babasına sormak da istemiyordu.madem okumayı sökmüştü,kendisi halledecekti bu işi.uzun bir süre yanlış okuyup okumadığından şüphe ederek üst üste okudu.hayır,kesinlikle yanlış değildi.altı kelimelik bir cümle okuyordu.sonunda nokta vardı,bu düşüncesine göre her şey yolundaydı.
ama anlamıyordu işte.kendi kendine yarın sıra arkadaşına bu cümleyi okutacağı konusunda söz vermişti.ismi cemreydi nasıl olsa.dersleri kendisinden kötü de olsa,bu cümleyi anlamak zorundaydı.
her şey çok kötü gidiyordu.
hiç bir şey anlayamıyordu.
devam etmeyi denedi.ama ilk cümleye öyle bir takılıp kalmıştı ki,ne okuduğuna dikkat etmeden okuyordu.kimdi bu cemre!?
sonra,kardeşi uyandı.haftalık dizisi başlayan annesi,televizyonun sesini itinayla yükseltti.üstelik kekin son dilimini kardeşi uyumadan önce yemişti.sanki her şey kızın alehine işliyordu.kitabın ilk cümlesinden hiç bir şey anlamadı diye,resmen etrafındakiler onu cezalandırıyordu.her şey tersine dönmüştü.
çok kötüydü.her an ağlayabilirdi.okumayı bile sökmüştü işte,nasıl anlayamıyordu ki?yarın sıra arkadaşına soracaktı bunun hesabını.ağladığını annesine fark ettirmeden,uyuyakalmıştı.

yıllar sonra düşünecekti,
rüyanın en güzel mekan olduğunu.




5 Aralık 2012 Çarşamba

memnun musun?


hayat hala yaşamaya değerken,bu şehirde bir şeyler yapmak lazım.
mekanı polis basana kadar o tenha barda içmeliyiz mesela ve muhakkak polisin yersiz ciddiyetiyle alay etmeliyiz.
mesela,hayatımızın bir gününü papatya fallarına inanarak geçirebiliriz.
belki kulaklarımız kızarana kadar,başımız dönene kadar koşmalıyız denize doğru.
deniz her zaman bizi orada bekler,biliriz bunu.

şarkılar biriktirmeli ve de kimsenin bilmediği şarkıları,bilgisayarların çalmadığı kasetlerden dinlemeyi tercih etmeliyiz.
mesela,hayatımızın bir gününü,dünya devrik cümle günü ilan edip,devrik cümlelerle anlaşmalıyız.

yapabildiğimiz alışmaya çalışmak,
yitirmeden.
-- şu an çok mutluyum cümlesinin ağırlığının farkına vararak yitirmemek.
nerden nerelere geldim,nerden nerelere gidiyorum bilmiyorum ama,
bu hikayenin çok hüzünlü biteceğinin,
devrik cümlelerle anlaşamadığımız zaman farkına varacaktım.