playlist
31 Ocak 2013 Perşembe
günlerden perşembeydi
nerde olduğun önemli değildir,sonbaharda değilsen eğer.
yağmur da önemli değildir,bir şemsiyen varsa ve yanında şemsiyeni tutan biri yoksa.
ne hissettiğin de önemli değildir,hissettiğin seni mutlu etmiyorsa.
kaç tane içtiğin de önemli değildir,içtiğin rakı değilse.
kim olduğun veya nasıl biri olduğunu ne kadar iyi anlatabilmen hiç önemli değildir,karşındaki henüz 'biri' olamamışsa.
boya fırçalarına sahip olman seni renkli yapmaz,renklerin karışmışsa birbirine.
bunların hiç biri önemli değildir aslında, haftanın hangi günü olduğuyla ilgilenmiyorsan eğer.
24 Ocak 2013 Perşembe
yine çoktular ama hiç yoktular
tarihle arası iyi olmayanların kasabasından geliyorum. takvime her baktığında şaşıran insanların bulunduğu bir kasaba bu sefer. söylenenlerin duymak istendiği şekilde duyulduğu,söylenenlerin aslında hiç duyulmak istenmediği o kasabadan bahsediyorum.
bu kasabada karalamayı sevmeyen,karaladığında sayfada oluşan karaltıya değil,yazdığına pişman olan insanlar yaşıyor diyebilirim.
uyuma demenin kolay iyi geceler demenin zor olduğu takvimin o son gününde,sadece yaşananlar veya yaşanılamayanlar sorgulanacaktı. kasaba ahalisi toplanmıştı fakat yanlızca iki kişi tartışıyordu.
kasaba halkı şaşkındı.çünkü konuşanların ikisi de çok haklıydı.imkansız gibi gözükse de,karar verilmesi çok zordu.kalabalığın şaşkınlığı da tam bu yüzdendi. ikisinden birinin konuşmadan sağ çıkacağını düşünmeden,heyecanla izliyorlardı.
nitekim öyle de oldu. artık yaşamıyorlardı. sadece sebepleri farklıydı.
sonra birden mevsimler değişti.
kalabalık yok olalı iki mevsim geçmişti bile.
geriye kalan sadece mevsimlere rağmen birbirlerini diriltmeyi başaran o iki insandı.
house of the rising sun
çoğu zaman bir yüzde ararsın sorularının cevaplarını.
cevaplandıklarının farkına bile varmazsın bazen.
o istedi bu istedi diye değil kendin istediğin için seversin çoğu şeyi,hem de çoğu zaman.
zamanlarının çoğaldığını hissedersin saatler geçtikçe,geçmeyecek gibi görünen zaman,seyrinde ilerlerken,bir şey dilememekten dolayı muhteşem bir huzur içindesindir. klişeler çok net olsa da,bazen klişe olmayan şeylerin de net olabiliceğini görmek hoşuna gider ve verebileceğin en güzel hediyenin tebessüm olduğunu bilirsin.
ve bir hiç kimse olarak söylüyorum ki,bu herkes için yeterlidir.
cevaplandıklarının farkına bile varmazsın bazen.
o istedi bu istedi diye değil kendin istediğin için seversin çoğu şeyi,hem de çoğu zaman.
zamanlarının çoğaldığını hissedersin saatler geçtikçe,geçmeyecek gibi görünen zaman,seyrinde ilerlerken,bir şey dilememekten dolayı muhteşem bir huzur içindesindir. klişeler çok net olsa da,bazen klişe olmayan şeylerin de net olabiliceğini görmek hoşuna gider ve verebileceğin en güzel hediyenin tebessüm olduğunu bilirsin.
ve bir hiç kimse olarak söylüyorum ki,bu herkes için yeterlidir.
siyahla beyazın arası gri değildir
sen kavşağın ortasında kalakalmışken,trafik akıp gidiyorsa ve sen buna müdahele edemiyorsan,tek yapman gereken herkes için hiç kimseye dönüşmek olmalıdır.
hiç kimse kadar içi boş,hiç kimse kadar anlamlandırılma telaşında.
22 Ocak 2013 Salı
*
bazı insanlar sadece vitrinde dururlar.
onlara sahip olmak,onları görmek,varlıklarını bilmek bizi inanılmaz mutlu eder.
dokunmaya kıyamayız,
ve bu böyle devam eder.
19 Ocak 2013 Cumartesi
saçmalamayın böyle bir anım yok
uyumak,hatırlamaktır dedi içinden.
uykuyu sevmemesine sebep olarak hep bu cümleyi kurmuştu insanlara. açıklaması gerken bir şeylerinin olmasından oldukça rahatsızken,karşısında onu tamamen anlayabileceğini bildiği birini hayal etmekten de zevk alırdı.bu belki çelişkiydi,belki olması gereken.
ama çoğu zaman da olması gerekenleri yaşamaktan nefret ettiğinde,bir fincan kahve gülümsemesine yetebilirdi.belki de asıl çelişki buydu.
paylaşmaya kıyamadığı,aklına gelince sadece kendisinin gülmek istediği ve bazen sarhoşken ağzından kaçırabildiği çocukluk anıları vardı.
çocukken okuduğu,ismini bile hatırlamadığı o hikayede,sadece yazarın anılarından bahsettiğini hatırlıyordu.
bu çok saçmaydı.anılar bir insana yükten fazlası olabilir miydi?
hikayeyi bitirip,sokağa çıktığında,rüzgarın bir kağıt parçasını havalandırmasına mucize gözüyle bakarken, ---büyüdüğümde bir gün babamın dükkanında anılarımı satacağım! diye düşündü.
en güzel anılarını,en pahalıdan satmak üzere raflarına yerleştirmişti kafasında. kötü anılarını da çingene çocuklarına verecekti. çünkü o çocuklarla oyun oynanmıyordu.
böylelikle tanıdığı tanımadığı insanların hayatlarına karışabilecekti. evet bunun gizemi bir başkaydı.
ve bu sekiz yaşında bir çocuğun düşünmesi gereken son şeydi.
17 Ocak 2013 Perşembe
mevsim ne olursa olsun bütün sabahlar güzeldir ve bir tebessüm
unuttursa bile sana bildiğin bütün yolları elinde harita yoksa bile kaybolmazsın.
sadece,uyumak üzereyken düşünebileceğim bir şeye sahibim ve bu yeterli diye düşünürsün.
işte bu yüzden artık bütün sabahlar güzeldir.
16 Ocak 2013 Çarşamba
gün bitmesin diye uyumamakta gizli her şey bazen gökyüzünün rengi bile
değişebilir.
çikolatadan yapılmış ayıcığın mutlu ettiği insanlarla vakit geçirmek sana unutturabilir küllükte yanan sigarayı ve hatırladığında da hissettiğin sadece kaybolduğunda farkında vardığın o tanıdık huzurdur.
ve bu değişmez.
15 Ocak 2013 Salı
sonrası meçhul
.....sonra ateşler içinde uyandı.neler olduğu hakkında en ufak fikri yoktu.yattığı yerde mi uyanmıştı?uyumadan önce ilaçlarının sırasını mı karıştırmıştı yoksa?ufak bi sıra değişikliği bunlara yol açabilir miydi ki?
eşyalara bir göz attı ama etraf fazlasıyla karanlıktı ve odayı aydınlatabilen yanlızca altı-yedi metre ötedeki sokak lambasıydı. halbuki ışık olmadan uyuyamazdı.onun dünyasında herkes ışıkta uyumalıydı.çünkü o'nun için karanlık, ışığın imkansız olduğu yerlerde olmak zorunda olan bir şeydi.
renkler.
odasının renkleri değişmişti. evet tamam gökkuşağı renginde bir hayatı olmasını dilemişti hep ama bu renkler kabusun içindeyken hiç sevecen değillerdi.içinde garip bir heyecan vardı korkuyla karışık.alnındaki terleri henüz silmişti ki birden sesler duymaya başladı.çok tanıdık melodilerdi bunlar.bir kaç saniye sonra farkında vardı ki sevdiği bütün şarkılar aynı anda çalmaya başlamıştı.evet tamam sokakta yürürken bile kötü şarkı duymak istemezdi. kafenin birinin önünden geçerken ya da gece yarısı bir markete gittiğinde insanlar hep o'nun sevdiği şarkıları dinlesin isterdi.ama şarkıların bu kadar yüksek sesle ve aynı anda çalışı hiç hoşuna gitmedi.
korku kalmamıştı.
garip bir şekilde,uyumadan önce inanmadığı tanrısından dilediği şeyler sırasıyla gerçekleşiyordu.
ama dilediği biçimde olmayışı canını sıkıyordu.
bu o'na bir mucizemiydi yoksa cezalandırılma şekli miydi anlam veremiyordu.
sırada ne var,acaba ne dilemiştim? diye düşünürken,birden odası kalabalıklaştı.
özlediği bütün insanlar küçücük odasına sığmayı başarmıştı.babası,ilk okul öğretmeni,apartmanın kapıcısının küçük oğlu,anasınıfı piyesinde sevgilisini canlandıran sarışın çocuk vs.
hiç biri yaşlanmamıştı.
hepsi hayalinde kalan son görüntüleriyle o'nu,odasında ziyarete gelmişlerdi ve anlamadığı bir dilde o'na sorular soruyorlardı.soru cümlelerinden kaçmaya çalıştığı bir dönemindeyken,kurulan her cümle o'na acı veriyordu.evet tamam hepsini çok özlemişti,onları görmek çok güzeldi ama bu sorular ve gürültü canını iyice sıkmaya başlamıştı.
hoşuna gideceğini düşündüğü bütün dilekleri o'nu sinirlendirmeye yetmişti.
şu saatten sonra tek istediği gözlerini kapatmak ve açtığında her şeyin normale dönmesiydi.
başka bir şey dilememeye içinden defalarca yemin etmişti.
hiç bir şey.
oluruna bırakmak en iyisiydi.
kafasının bedeninde fazlalık olarak hissettiği o dakikada kendini gerisin geriye attı ve gözlerini sımsıkı kapattı. tek hissettiği yastığındaki terdi.
ve tek dilediği gözlerini açınca her şeyin normale dönmesiydi.
.........
14 Ocak 2013 Pazartesi
dur dedi,-- gökyüzünün rengi değişmez ki
kapının aralığından sızan ışık,var olduğu yetmiyormuş gibi bütün odayı aydınlatıyordu.oda soğuktu ve odanın içindeki iki insan biraz gergin gözüküyordu.elini kömür sobasına değdirip çektiğin küçük an kadar gergindiler sadece.
sitemleri,isyanları vardı.aynı zamanda manalı cümleleri,heybelerinde anlam yükledikleri şarkıları,bakışlarında hüzün vardı. kaybolmaktan sıkılmış gibiydiler,yapacak hiç bir şeyin olmayışını cümlelere değil,anlık bir bakışa sığdırmayı denediler.oldu mu olmadı mı bilemiyorlardı.
ama yapabildikleri tek geçerli eylemin,kapıyı çekip çıkmak olduğunu birazdan onaylacaklardı,bunu biliyorlardı en azından.
--bu bakış,bakış değil,bu bakış hiç iyi değil, diye geçirdiler içlerinden aynı anda.
biri duyacağı cümlelerden korkuyordu,diğeri kuracağı cümlelerden .yani biri konuşmaktan,diğeri dinlemekten rahatsızdı.
güneşin doğup doğmamaya ilk kez karar veremediği o sabahı yaşıyorlardı.
derken biri kuşa dönüştü,
diğeri bütün sınıfın ortasında çarpım tablosunu karıştıran çocuğa.
ve bu her şeye engeldi.
--bu bakış,bakış değil,bu bakış hiç iyi değil, diye geçirdiler içlerinden aynı anda.
biri duyacağı cümlelerden korkuyordu,diğeri kuracağı cümlelerden .yani biri konuşmaktan,diğeri dinlemekten rahatsızdı.
güneşin doğup doğmamaya ilk kez karar veremediği o sabahı yaşıyorlardı.
derken biri kuşa dönüştü,
diğeri bütün sınıfın ortasında çarpım tablosunu karıştıran çocuğa.
ve bu her şeye engeldi.
8 Ocak 2013 Salı
cevapsız
bakışınızı zeminde belli bir noktada tutup,kapının o kısa ve varla yok arası gıcırtısını duymayı beklediğiniz,
bir an'a sahip oldunuz mu hiç?
uzatmadan
...sonra bi' sigara daha yakarsın.
sonra o da bi' sigara yakar başka bir yerde.
geçmişine yaktığını,
hatta geçmişine yakındığını zanneder ama aslında gerçekler çok farklıdır.
içsel karmaşalarımız insanlarla o kadar ilintilidir ki,bunu fark edebilmek,bizler için bile zor olabilir.
unutma,hatta hatırla ki bunun için de bi' sigara yakacaksın.
bazen'lerden sıkılmış bile olsanız,klişeleri sevmediğinizi söylediğinizde,klişeler garantidir,nettir deseler,boynunuzu büküp,bir daha kabullenseniz de bir şeyleri ve de inanılmaz güçlü biri olduğunuz düşünülse de,
bazen her şey çok nettir.
bu şarkı çok güzel
bu şarkı çok kötü kadar,
nettir.
6 Ocak 2013 Pazar
b kare eşittir 0
ruhun ve bedenin ayrı ayrı kişilikler oluşturduğu o kasabada buluşalım.
saçlarımızı kazıttığımızda,kurallara göre geçmişimizin de silindiği bir kasaba olsun bu.
ki müziksiz uyuyabilelim.
sigara paketlerinin üzerinde sigaranın yararları konusunda küçük cümleler bulunduran,sokakta herkesin aynı şarkıyı söyleyip mutlu olduğu ve saatin hep sabaha karşı olduğu bir kasaba olsun bu.yargılamaların,yanlış anlaşılmaların hatta anlaşılmamanın yasak olduğu bu kasabada,insanların soy isimleri göz renklerine göre verilsin.
hep aynı mutlu gece yaşansın o kasabada.ağlamanın yasalara göre en büyük ceza olduğu bir kasabadan bahsediyorum.
öyle bir kasaba yok mu?her şey kurmaca mıydı?
bilmem.
you and *ı go to sleep
bütün güzel şarkılar kısık seste dinlenmelidir,bütün kahveler soğuk içilmelidir ve bütün sigaralar sonuna kadar içilmemelidir ve bütün şarapların bir sonu olduğu gerçeğine katlanmakla her şey çözülebilir aslında.
ya da sigara dumanı odadan çıksın diye pencere aralanabilir ve bu eylem her şey için bir çözüm üretebilir.
ne de olsa ciğerlerimizin tattığı temiz hava hayatlarımızdan bile temizdir.
ve hayatımızdan ötürü değil miydi hayatlardan şüphe duymamız?
aynı şarkıları dinleyerek tane çocukluk anısı bizimle uyuyakalırdı ki?kaç tane soru işaretini silebilir zihnimiz,yerine neleri koyabilir?
hayatımızın daha iyi olması için uğraşırken,cümledeki 'daha' ve 'iyi' sözcüklerini atabilirsek eğer,belki o zaman atabilirdik soru işaretlerini zihnimizden?
yani hayatımızın 'olması' nı dilemek daha doğru olurdu her zaman.
fazlası veya eksiği değil.
böyle zamanlarda biraz kahve depolamak lazım,biraz tükenmez kalem ve biraz da parşomen kağıdı.oda sıcaklığı pek dikkat edilmesi gereken bir konu olmamalıdır böyle zamanlarda,çalan şarkıların aksine.
yapılması gereken bir şeyler yok değil aslında.parçaları nasıl birleştirdiysek ve 'o' kişi olduysak ya da parçalardan doğup olduysak,onları teker teker eski haline getirmeye çalışmalıyız yavaş yavaş.yüksek farkındalığın işe yarayabiliceği,mumla aradığımız kesin çözümlerimizden biri bu olabilir mesela.
ve bu hiç iyiye işaret değildir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
