playlist

7 Nisan 2013 Pazar

deneysel


şimdi sinirlenmemek elde değildi işte.
rehin alındığı yetmezmiş gibi,keskin gözüken bi bıçakla kesilmekle tehdit ediliyordu.
aslında olabilirdi. insan kanının sıcak olduğuna dair bir izlenimi vardı. sıcağı severdi. neden olmasın ki? sonra tekrar düşündü,izlediği filmlerden yola çıkararak kanın kırmızı renkte olduğunu hatırladı.bu sefer de olmazdı. kırmızı görmekten en rahatsız olduğu renkti. böyle bir ikilemde hangisini seçebilirdi ki? 
sevdiği sevmediği, bildiğin bilmediği şeyleri bi kenara bırakması lazımdı hayatta kalmak için. biraz dikkat etse bıçağın üzerinde kendi gözlerini görebilirdi. olabilecekler bu kadar yakınken, bu sefer sıcak kelimesinin manasını değiştirdi. 

sıcak olan bıçağın yakınlığıydı ve kesinlikle kanla ilgili bir durum değildi.

düşünceler sanki basamak basamak geliyordu çünkü birden gelseler bu onu çok yoracaktı ve bir insan yorgunluktan da ölebilirdi bıçak kesiğiyle ölebildiği gibi.
küçükken tırnaklarını yiyen bir çocuk nasıl bu hale gelebilmişti peki?yıllardır tırnaklarına bakmadığını fark etti, ne kadar ihmal ettiğini belki de son kez görecekti. kaldığı yerden başlayabilse,
olmadı.

ve olmayacaktı.


4 Nisan 2013 Perşembe

acts of man


kendine bir akvaryum satın alıp bütün ömrünü onun içinde sürdürebileceğine inanan biriyle tanışmıştım günlerimin birinde. ruhsuzdu. bir o kadar da halsizdi. görseniz sanki toplu taşıma araçlarını kullanmamış da kilometrelerce uzak evinden koşarak gelmişti evime. ayakkabılarını çıkarmaya bile hali yoktu. ayakkabılarını çıkarırken,evin içinde ayakkabıyla gezilen amerikan filmlerini hayal ederdi hep. ona ilk kez baktığımda bu hayalini o an anlayabilmiş olmama biraz bozulmuştu.  ' hoş geldiniz' dedim olağan ses tonumu korumaya çalışarak.
içimdense 'sen hoş geldin.'
bakalım neler olacaktı. 
evimdeki eksilmeyen kalabalıkla benden önce tanışmıştı ve bu beni biraz sinirlendirmişti. boş bulduğu koltuğa kendini attığı anda göz göze geldik ve bu kendi evimde kendimi yabancı hissettirmeye yetmişti.
ve bir kez daha gözlerimi yüzüne değdirmekten korktum. ve bu korkunun bir hiç olacağını zamanlar sonra anlayacaktım. bir şeyler söylendi kahkahayla karışık. sebep sonuç ilişkisi kurabileceğiniz anlar yaşandı. 
vesaire vesaire.

sonrasını pek hatırlamıyorum açıkçası.
önce ayakkabısı silindi hafızamdan,sonra silüeti,sonra bir daha evime gelen kimseye hoş geldin dememeye karar verdim. koşmayı severken,nefret ettim yürümekten. kimsenin hayallerini tahmin etmeye çalışmadım.

vesaire vesaire.