Zamanlarımın birinde bir deniz yıldızıyla tanışmıştım.
O cezasını çekmekle meşguldü, ben onu anlamaya çalışmakla. Ona bu cezayı okyanuslar kralı vermişti. Her yılın bir günü konuştuğunda onu kimsenin anlamaması gibi bir cezaydı. Bir bildiği vardır okyanuslar kralının, zaten o benim hayatımda tanıdığım en güzel mavi dedi ve bunu sorgulamadı. Cezanın ödül kısmıysa, o gün mutlaka hayatını değiştirebilecek, ona aşık olabilecek bir deniz atıyla tanışıyor olmasıydı.
Zor zamanların üstesinden gelmeyi, okyanuslar kralından öğrenmişti.
Bir kral bütün okyanuslara hükmedip nasıl bu kadar sakin kalabiliyordu, büyük sırdı onun için. Yine o gün gelip çatmıştı.
Deniz yıldızı uyandığı an anlamıştı o günün ceza günü olduğunu. Aklına ilk gelense bugün hangi deniz atıyla tanışacağıydı. Temizlendi giyindi en güzel balık rengi kıyafetlerini giydi ve yuvasının dışına çıktı. Bekliyordu. Dalgalar üzerinden akıp giderken heyecanlanmaması olası bile değildi. Dalgalar getirirdi deniz atlarını.
Bir, iki, üç..
Yosunlar ve insanoğlunun çöplerinden başkası düşmedi yıllardır yaşadığı yuvasının önüne.
Bir gariplik olduğunu sezmesi çok da sürmedi o yüzden. Sesini duyurmaya çalıştı uzaklara.
-Burdayım işte! Tamam anlamıyor sunuz ama görmüyor musunuz beni!
Etrafta kimsecikler yoktu.
Göç olmuştu da haberi mi yoktu? Bu sokak hiç bu kadar sessiz olmazdı ki. Hem birini bulsa neler olduğunu nasıl öğrenecekti? Onu zaten anlamayacaklardı. Sadece onu o gün tanışacağı deniz atı anlayabilirdi. O da gelmiyordu işte. Yuvasına dönüp sakin kafayla düşünmeye karar verdi . Nerde kaldı bu deniz atı? Doğduğundan beri, 10 senedir, bu cezaya mahkumdu ve bu ilk defa başına geliyordu. Sanki her şeyin düzeni değişmişti.
Yüzüyordu, ama geri döndüğünde 10 senedir yaşadığı, tüm anılarını biriktirdiği yuvası yok olmuştu. Az önceki büyük dalganın işi bu, şimdi ben nerde uyuyacağım!? diye düşünürken okyanuslar kralı çıkagelmişti. Onu doğduğundan beri ilk kez görüyordu zaten buralara da pek gelmezdi. Neden gelmişti? Bir süre ona baktı. Efsanelerin anlattığı kadar vardı, çok ihtişamlıydı. Denizin en güzel mavisiydi etrafındaki. Bir daha benzerini görememe endişesiyle her ayrıntıyı beynine kazıyordu. Sonunda sessizliği bozan tabi ki kral oldu.
-Ne yapıyorsun burda?
Konuşsa da anlamayacaktı. Niye zorluyordu ki?
-Sen anlat, belki anlamanın bir yolunu bulurum dedi kral.
Nasıl? Bu nasıl mümkün olabilirdi?
-Benim iç sesimi duyabiliyor musun?
-Evet. Sana bir yolunu bulacağımı söylemiştim.
-Tamam o zaman böyle konuşalım. Çok heyecanlandım. Ama nasıl? Burda duruyorum çünkü yuvamı dalga alıp götürdü kayboldu anılarımla birlikte. Burda duruyorum çünkü bugün benim ceza günüm ve karşıma çıkarman gereken deniz atını bekliyorum güneş doğduğundan beri. Gelmedi. Neden onu göndermedin? Yuvam nerde? Beni duyuyor musun?
-Evet duyuyorum.
-Lütfen bana cevap ver. Yuvam? Deniz atı? Sen de biliyorsun bugün beni kimse anlamıyor daha bugünün bitmesine çok var. Ne yapacağım ben lütfen yardım et.
-Sana yardım etmek için burdayım. Yuvanın nerde olduğunu bilmiyorum. Dalgalar çoktan yerle bir etmiştir onu. Dert etme. Yenisini yapman için sana yardım ederim. Deniz atı konusuna gelince..
-Evet deniz atı? Nerde o? Sevmeyi çok özledim, bir yandan da sevilmeyi. Zaten sene de bir kez oluyor. O gün de bugün. Bekliyorum, gelmiyor.
-Deniz atına gelince.. O şuan tahtımın arkasında. Onunla birlikte geldik buraya. Yolda sohbet etme şansımız da oldu. Çok heyecanlıydı seninle tanışacağı, senin hayatını değiştirme şansı olduğu için.
-Ee? Neden bana gözükmek istemiyor? DENİZ ATI? NERDESİN GÖSTER BANA KENDİNİ BURDAYIM!
-Ben izin vermediğim için sana kendini göstermiyor. Burda, o da seni görmek istiyor.
-Lütfen bize bunu yapma.
-Sana kendini göstermesi için tek bir şartım var.
-Söyle artık nedir?
-Yeryüzünde içinde yaşayabileceğimiz tüm denizler kuruyana kadar birbirinizi sevmeniz sözü.
-Evet ama. Yani. Ya beni, benim onu sevdiğim gibi sevmezse. Giderse bir gün bir dalganın peşinden görkemine tutulup?
-Gitmeyecek.
-DENİZ ATI? SEN DE DUYUYOR MUSUN? SÖZ VERİYOR MUSUN BANA?
İlk kez sesini duydu.
-Söz.
Deniz atı saklandığı yerden çıktı. Zaten okyanuslar kralı onları yalnız bırakmak için ortadan kaybolmuştu bile. Birbirlerini ilk gördükleri an çok özeldi. Biraz da garip. Sonsuza kadar birlikte yaşayacağını bildiğin birini ilk kez görmek, eşsiz bir duyguydu.
...
Dalgalar geldi , geçti, mevsim değişti. Eskisinden güzel bir yuvaları vardı artık. Kıyıya daha yakın bir yere taşınmışlardı istedikleri zaman insanları görebilmek için. Deniz atı, yıldızına onu görmeden verdiği sözü hiçbir zaman unutmadı. Taa ki güneş onların denizini kurutana kadar.
Zamanlarımın birinde bir deniz yıldızıyla tanışmıştım. Bana bunları anlatırken yalnız ve yaşlıydı. Ona neden yalnız olduğunu, deniz atının nerede olduğunu sormadım. Ona kendisini evimin en güzel köşesinde saklayacağıma dair söz verdim.
Sözüne inandığı son kişi,bendim.