özlemek kapıdır açamadığın,
anahtarını kırdığın için
bir adım atamamaktır on adım sonrasını biliyorken.
yorulmaktır ve
dinlenmektir kendini kaldırıma atıp.
nefesini kontrol edememektir,
bir gece yarısı,
gözlerinin düştüğü o kaldırımda.
özlemek,
-aklımın son eşiğindeyim, bir sonraki adım uçurum. bana yardım eder misin?
diyememek midir?
nerdesin, nerdeyim, yollarımız keşişir mi
sanmıyorum ama,
bir sonraki adımım uçurum, bana yardım eder misin?
playlist
18 Kasım 2020 Çarşamba
değil
zaman bir rüzgar gibi akıp geçerken, köprülerin altında kalmaktan değil de yıkılmasından korkardım eskiden.
ne zaman düşersem düşeyim kalkacağımı bildiğim zamanlardı onlar, enkazların üzerinden ayaklarım acıyarak yürümekten vazgeçmediğim.
şimdi gözlerini kapatarak hatırlamaya çalışmak mı gerek yoksa yüzleri bulmaya çalışmak mı ellerine dokunarak?
belki de hiçbiri değil.
ne zaman düşersem düşeyim kalkacağımı bildiğim zamanlardı onlar, enkazların üzerinden ayaklarım acıyarak yürümekten vazgeçmediğim.
şimdi gözlerini kapatarak hatırlamaya çalışmak mı gerek yoksa yüzleri bulmaya çalışmak mı ellerine dokunarak?
belki de hiçbiri değil.
kadıköy rıhtım ve tanrı
şimdi bilmediklerimi arkama, sormayı unuttuğum soruları yanıma alıp,
geliyorum içinden geçerek geliyorum köprülerin, suların
denizlerin aşmayı unuttuğu o yerden el sallayarak geliyorum, bitenlerle geliyorum.
geliyorum içinden geçerek geliyorum köprülerin, suların
denizlerin aşmayı unuttuğu o yerden el sallayarak geliyorum, bitenlerle geliyorum.
hani mağduru oynayan kadını izlemiştik ya oyunda onu ben sanmıştım sen saçmalama demiştin
tam da o kadın gibi geliyorum
gitmelerini gidiş yollarını ezbere bildiğim gözlerimi rahatça kapatabileceğim şehirden eli kanlıların yanına geliyorum kalbi kanlı onların yanına.
şimd, ne dersin ne demezsin bilmiyorum
ta saatin yelkovanından geliyorum, merminin fotoğrafın ortasını delmesi gibi geliyorum. mutlu aile fotoğrafının.
yıkık dökük evlerden geliyorum az önce yangın çıkmış - gördün mü
görmemiş olabilrsn ama ben yaşadım.
yaşadım olabileceklerin en iyisini en kötüsünü .
dün mü yarın mı diye bilemediğim günler oldu uyandığımda parmaklarımın ucu sigara kokmuş sabahlardı aynı zamanda. uyandıktan 2 saat sonra akşam olduğu için ışıkları yaktıgımız günlerdi bunlar.
odadaki dumanı dışarı çıkarmak için kağıyı açtığğımızda içeride üşüşmemiz gibi- eh benim şehrim de soğuk sevgili-
beyhude dedikten sonra gemi demek zorundaymışız gibi yapanların arasında döndüm yüzümü sokaklardan geliyorum,
kim olduğuna gözlerini kapatanların yerinden geliyorum ,
geliyorum işte ne önemi var bunların -
peki ne zaman gelirsin.
gelmem.
nereden gelmezsin?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)