playlist
18 Eylül 2013 Çarşamba
fall in.. what?
önce küllüğe baktı.
bunun için başını birazcık sola çevirebilmesi ve sayı saymayı biliyor olması yeterliydi.
gördüğü sayı yediydi. ikişer ikişer sayma yeteneğine sahipti. ama sonuç yedi .
her neyse.
mutlaka yedinci sigarasından sonra dinlemesi gereken şarkıları vardı.
dinledi.
duyabildiği tek ses buzdolabının motor sesiydi.
durdu.
' bu sessizlik iyi değil ve bu sessizlik çok iyi ' diye düşündü.
yıllardır böyle çelişkilerle yaşıyordu nasıl olsa.
bugün pollyana olmaya kısa bir ara vermişti. haber spikerinin dediği gibi ' şimdi kısa bir ara,birazdan tekrar birlikte olacağız. '
ama tekrar birlikte olmayacaklardı. evine döndüğünde kendini bulabileceği hakkında şüpheleri vardı. böyle zamanlarda yatağın altına mı saklanırdı,elbise dolabının içine mi?
ama o gün,yedinci sigaradan sonra dinlediği şarkıya saklanmaya karar verdi.
çünkü böyle zamanlarda saklanmak,kaçmaktan daha kolaydır.
saklandığı şarkının nakaratına bağdaş kurup oturmuştu. -olacak iş değil-
şarkı bitince çıkacaktı nasıl olsa.
kulağına çalınan şeyden çok,ortalık yine aynı sessizliğe büründüğünde nereye saklanabileceğini düşünüyordu.
çünkü böyle zamanlarda insanlardan kaçmak,çığlık atmaktan daha zordur.
küçükken,suratına bir şey fırlatıldığında,gözlerini kapatırsa,fırlatılan nesnenin başının sağından solundan teğet geçip,ona zarar vermeyeceğini düşünürdü. ilk bir kaç denemesinde şanslıydı. ama gözlerini sıkı sıkı kapatmasına rağmen komşu çocuğunun kaşına beş dikiş atılmasına sebep olmasına çok üzüldü. aptallığını sevdi.
yine aynı şeyi yapsa olacaktı belki.
belki birazcık daha sıkı kapatabilse gözlerini.. yaşamamaya karar vermek bu yüzden zor olmamıştı. yapabilirdi.
ve saklandığı şarkıdan çıkıp ölmeyi planladı.
olmadı. şarkı bitmeden içinden çıkamadığı için hayatta kaldığı her an aynı şarkıyı duyma gibi bir cezayla karşı karşıyaydı. -delirmek için en ucuz yöntem- sevdi.
ölmekten vazgeçti.
ama öldürmekten değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)