playlist

17 Haziran 2017 Cumartesi

-ü güzâf

hayat ne kadar da garip,

diyen kaçıncı kişiyim acaba diye düşünürken, çok katlı güzel manazaralı ama ruhsuz evinin terasından insanlara yukardan bakardı hep. şehrin ışıkları geceyi gündüze karıştırmayı çok iyi biliyor, bizimle resmen alay ediyor diye geçirirdi içinden.


hayat sana kimsin sen?

diye sorarken, sen bunu hayatına karışanlara soramazsın mesela.
kim oldukları da önemli değildir asla, ne hissettirdiğidir sana başını döndüren sabah ayazında.
durup dururken ben nerdeyim diye sordurur sana.
bu sefer hangi çemberdeyim,hangi uçsuz bucakta?
geri dönecek yolu bulabilecek miyim gözlerim kapalı?
ışıklar bana yolumu fısıldayacak mı o ayazda, ne yapmam gerektiğini söyleyebilecek mi?


hayat ne kadar da anlamlı,

diyen kaçıncı kişi olduğu umrunda bile değilken, sokakların dilini anlamak üzere çıktığı bu yolda, elleri bomboş dönmek istemezdi. çünkü sokaklar rehberdi o ışıklı yola çıkan.
hangi dilde olduğu önemli değildi,
öğrenirdi ne var? hangi dil hangi ırk, kabile engel olabilirdi ki?
hiç işte.
endişelenmek gereksiz.


hayat bazen sana kalbinin nerde olduğunu hatırlatmak için,

atıverir kendini gögüs kafesinden.,
sonra senden ilgi bekler, bir nefes bekler.
heves bekler eski günlere dönebilmek için.
bir gülümseme bekler kırışık gözlerin baş rolde olduğu,
umut bekler hiç gelmek istemeyecek olan.
sen de ona dersin ki,
git ve bir daha gelme nedensiz,
çıkma karşıma zamansız adımlarla.



hayat ne kadar da tuhaf,

diyen sekiz milyonuncu kişiyimdir belki de diye düşünürdü kesin bu kadar uykusu gelmese.
aynı terasta sabaha çoktan hoş geldin demiş, küllüğünün o ağır kokusu sabahın mis gibi havasına karışmışken.
tamam ama bu sefer hangi dilde konuşmuşlar?

ancak merak ettiği konular merak etmediklerinden fazla olduğu sürece yaşadığını hissederdi.
sevdiği adamlar yaşama belirtisi dahi göstermiyorken, onlarla bir gelecek hayal edebilecek kadar da küçüktü akıl yaşı.
ne yapalım, okyanusta yüzmeyi kim istemez ki?
hem okyanusta yüzmek için deniz kızı veya deniz atı olmanıza da gerek yoktur.



hayat çoğu zaman yüzleri unutturur sana,

görünce hatırlamazsın ama midene bir şeyler olur. bakıp ben bu insanı nerden tanıyorum diye dakikalarca düşündüğünü hatırla, onun gibi,

nerden tanıyorum?
sonra başını çevirirsin ve söylersin duymak istediğin yalanları ardı ardına.
denizin heybetinden ve sonsuzluğundan güç alır, ona güvenirsin o bilmese de.



ve hayat sana en son der ki,
bazı hikayelerin yazılması önemli değildir,
onu yaşayabilecek cesaretin varsa eğer.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder