playlist

19 Ocak 2013 Cumartesi

saçmalamayın böyle bir anım yok





uyumak,hatırlamaktır dedi içinden.
uykuyu sevmemesine sebep olarak hep bu cümleyi kurmuştu insanlara. açıklaması gerken bir şeylerinin olmasından oldukça rahatsızken,karşısında onu tamamen anlayabileceğini bildiği birini hayal etmekten de zevk alırdı.bu belki çelişkiydi,belki olması gereken.
ama çoğu zaman da olması gerekenleri yaşamaktan nefret ettiğinde,bir fincan kahve gülümsemesine yetebilirdi.belki de asıl çelişki buydu.
paylaşmaya kıyamadığı,aklına gelince sadece kendisinin gülmek istediği ve bazen sarhoşken ağzından kaçırabildiği çocukluk anıları vardı.
çocukken okuduğu,ismini bile hatırlamadığı o hikayede,sadece yazarın anılarından bahsettiğini hatırlıyordu.
bu çok saçmaydı.anılar bir insana yükten fazlası olabilir miydi?
hikayeyi bitirip,sokağa çıktığında,rüzgarın bir kağıt parçasını havalandırmasına mucize gözüyle bakarken,  ---büyüdüğümde bir gün babamın dükkanında anılarımı satacağım! diye düşündü.
en güzel anılarını,en pahalıdan satmak üzere raflarına yerleştirmişti kafasında. kötü anılarını da çingene çocuklarına verecekti. çünkü o çocuklarla oyun oynanmıyordu.

böylelikle tanıdığı tanımadığı insanların hayatlarına karışabilecekti. evet bunun gizemi bir başkaydı.

ve bu sekiz yaşında bir çocuğun düşünmesi gereken son şeydi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder